Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Boşanma Davası - Samsun Avukat
- avtahaalyuz
- 26 Şub
- 8 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 11 Mar
Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Sebepleri ile Boşanma Davası (TMK m.163)
Boşanma davaları, Türk Medeni Kanunu’nda (TMK) düzenlenen sebeplere dayanarak açılır. Kanunda boşanma sebepleri genel ve özel sebepler olarak ikiye ayrılır. Genel boşanma sebepleri, “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” gibi geniş kapsamlı maddelerdir. Ancak kanun koyucu, toplum düzeni ve aile yapısı için daha hassas konularda özel boşanma sebeplerini ayrıca düzenlemiştir. Bu özel sebeplerden biri de TMK m.163’te yer alan “suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme” durumlarıdır.
Evlilik birliğinde eşlerden birinin suç işlemesi veya toplum tarafından küçük düşürücü, ahlaka aykırı bir hayat tarzı sürmesi, diğer eşin güvenini ve evlilik birliğini ağır şekilde zedeler. Bu tür davranışlar yalnızca eşler arasındaki güven ilişkisini değil, aynı zamanda çocukların psikolojisini ve toplumun aileye bakışını da olumsuz etkiler.
Örneğin, eşlerden birinin hırsızlık, dolandırıcılık, uyuşturucu ticareti gibi yüz kızartıcı suçlara karışması ya da sürekli fuhuş yapması, alkol ve kumar alışkanlığı ile aile bütçesini tüketmesi gibi haller, evliliğin sürdürülemez hale gelmesine yol açar. İşte tam bu noktada TMK m.163 devreye girer ve mağdur eşe boşanma davası açma hakkı tanır.
Bu yazıda, TMK m.163 kapsamında suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme sebepleriyle açılan boşanma davalarının tüm yönlerini, Yargıtay kararları ve uygulamalardan örneklerle ayrıntılı şekilde ele alacağız.
TMK m.163 Nedir?
Türk Medeni Kanunu’nun 163. maddesi şu şekildedir:
“Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.”
Maddenin lafzından da anlaşılacağı üzere, burada iki ayrı boşanma sebebi düzenlenmiştir:
Küçük düşürücü suç işleme
Haysiyetsiz hayat sürme
Her iki durumda da ortak nokta şudur: Bu davranışlar, evlilik birliğini öylesine ağır bir şekilde sarsar ki artık diğer eşten bu evliliği sürdürmesi beklenemez.
Küçük düşürücü suç işleme, genellikle toplumda yüz kızartıcı kabul edilen suçlar için geçerlidir. Örneğin hırsızlık, dolandırıcılık, rüşvet, sahtecilik, uyuşturucu ticareti gibi suçlar bu kapsama girer.
Haysiyetsiz hayat sürme ise hukuki literatürde biraz daha geniş bir kavramdır. Sürekli fuhuş yapmak, kumar ve alkol bağımlılığı, şiddet eğilimli yaşam tarzı ya da toplumun ahlak anlayışına aykırı şekilde yaşamak, bu kapsama örnek verilebilir.
Maddenin en önemli özelliği, mutlak boşanma sebebi olmasıdır. Yani bu davranışların ispatlanması halinde hâkim, evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını ayrıca incelemeden boşanmaya karar verebilir.
Suç İşleme Nedeniyle Boşanma
Bir eşin suç işlemesi, diğer eş üzerinde derin bir hayal kırıklığı ve güvensizlik yaratır. Ancak her suç boşanma sebebi sayılmaz. Burada önemli olan, işlenen suçun “küçük düşürücü” nitelikte olmasıdır.
Hangi suçlar küçük düşürücü sayılır?
Yargıtay içtihatlarına göre küçük düşürücü suçlar arasında şunlar yer alır:
Hırsızlık
Dolandırıcılık
Uyuşturucu ticareti
Sahtecilik
Zimmet, irtikâp, rüşvet
Cinsel saldırı ve taciz suçları
Buna karşılık, basit yaralama, trafik kazası sonucu taksirli suçlar ya da sıradan kavgalar gibi durumlar, her zaman TMK m.163 kapsamında değerlendirilmez.
Yargıtay Kararlarında Suç İşleme Nedeniyle Boşanma
Yargıtay, işlenen suçun toplumsal değerler açısından küçük düşürücü olup olmadığına dikkat eder. Örneğin eşin uyuşturucu ticareti suçundan hüküm giymesi boşanma sebebi sayılmıştır. Çünkü bu tür bir suç, hem toplum hem de aile açısından güven kaybına yol açmaktadır.
Suçun Aile Hayatına Etkisi
Bir eşin hapis cezası alması, eşler arasındaki ortak yaşamı zaten fiilen sona erdirir. Ayrıca işlenen suç, çocukların okul hayatında dışlanmasına, eşin toplum içinde itibarsızlaşmasına ve aile düzeninin çökmesine sebep olabilir. Bu nedenle suç işleme, evlilik birliğini temelinden sarsan en ağır davranışlardan biridir.
Haysiyetsiz Hayat Sürme Nedeniyle Boşanma
Haysiyetsiz hayat sürme, kanunda kesin tanımlanmamış bir kavramdır. Bu nedenle hâkimler ve Yargıtay kararları, hangi davranışların bu kapsamda sayılacağı konusunda yol gösterici olur.
Haysiyetsiz Hayatın Tanımı
Genel olarak toplumun ahlaki değerlerine aykırı, sürekli ve alışkanlık haline gelmiş davranışlar “haysiyetsiz hayat sürme” sayılır. Bu davranışların süreklilik arz etmesi gerekir; bir defaya mahsus yapılan bir yanlış, her zaman bu kapsamda değerlendirilmez.
Örnekler
Sürekli fuhuş yapmak veya fuhşa aracılık etmek
Kumar bağımlılığı nedeniyle aile bütçesini tüketmek
Aşırı alkol veya uyuşturucu kullanımı
Sürekli şiddet ve kavga eğilimi
Toplumda saygınlığı yok eden yaşam tarzı
Yargıtay Kararlarında Haysiyetsiz Hayat Nedeniyle Boşanma
Yargıtay, “bir defalık hata” ile “sürekli alışkanlık” arasına net çizgi koyar. Örneğin, eşin bir defa eğlence ortamına gitmesi haysiyetsiz hayat sayılmaz; ancak sürekli alkol almak, eve sarhoş gelmek ve aile bütçesini bu şekilde harcamak, boşanma sebebidir.
Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayatın Boşanma Sebebi Olması İçin Şartlar
TMK m.163’te düzenlenen bu özel boşanma sebebine dayanabilmek için bazı şartların oluşması gerekir.
Kusur şartı
Boşanma davası açan eşin, davalıdan daha az kusurlu olması gerekir. Eğer davacı eş de benzer şekilde ahlaka aykırı bir hayat sürüyorsa, dava reddedilebilir.
Süre şartı
TMK m.163 kapsamında açılan boşanma davalarında süre sınırlaması yoktur. Yani eş, öğrendiği tarihten yıllar sonra bile dava açabilir. Ancak davanın çok uzun süre bekletilmesi, hâkim tarafından evliliği sürdürme iradesi olarak yorumlanabilir.
İspat şartı
En kritik nokta, bu davranışların ispat edilmesidir. Mahkeme yalnızca iddialarla karar vermez; somut deliller sunulması gerekir.
Boşanma Davasında Delillerin Önemi
Boşanma davalarında ispat yükü, davayı açan eşin üzerindedir. Yani, eşinin suç işlediğini ya da haysiyetsiz bir hayat sürdüğünü iddia eden kişi, bu iddiasını delillerle desteklemek zorundadır. Aksi takdirde mahkeme davayı reddedebilir.
Boşanma Davasında Delil Türleri
Tanık Beyanları:
Aile yakınları, komşular, iş arkadaşları veya aynı çevrede bulunan kişiler, eşin davranışları hakkında tanıklık edebilir. Örneğin, eşin sürekli sarhoş geldiğini ya da kumar oynadığını gören bir komşunun ifadesi önemli delil sayılır.
Adli Sicil ve Mahkeme Kararları:
Eğer eş, hırsızlık, dolandırıcılık veya uyuşturucu gibi suçlardan hüküm giymişse, bu kesin bir delildir. Adli sicil kayıtları ve ceza mahkemesi kararları boşanma davasına doğrudan etki eder.
Kolluk Kuvveti Raporları:
Polis veya jandarma tutanakları, özellikle kavga, fuhuş veya alkol kullanımı gibi durumlarda güçlü deliller arasında yer alır.
Mesaj, Fotoğraf, Video Kayıtları:
Eşin uygunsuz davranışlarını ortaya koyan sosyal medya paylaşımları, mesajlaşmalar, fotoğraf ve video kayıtları da mahkeme tarafından dikkate alınabilir. Ancak burada hukuka aykırı delil konusu önemlidir. Kişinin özel hayatına kanunsuz şekilde girilerek elde edilen kayıtlar mahkemede geçerli sayılmayabilir.
Boşanma Davasında Delillerin Gücü
Yargıtay içtihatlarına göre, tek bir tanık beyanı çoğu zaman yeterli görülmez. Delillerin birbiriyle desteklenmesi gerekir. Örneğin, eşin sürekli kumar oynadığını ispatlamak için hem tanık beyanları hem de kolluk kuvveti raporları birlikte sunulduğunda mahkeme daha kolay ikna olur.
Haysiyetsiz Hayat Sürme ile Genel Hayata Etkisi
Haysiyetsiz hayat sürmenin yalnızca eşler arasındaki güven ilişkisini bozmakla kalmadığını, aynı zamanda çocuklar ve toplum üzerinde de ciddi etkiler yarattığını unutmamak gerekir.
Çocuklar Üzerindeki Etkiler
Çocuklar, ebeveynlerinden birinin sürekli alkol veya uyuşturucu kullanması durumunda sağlıklı bir ortamda büyüyemez.
Fuhuş, şiddet ve kavga ortamında yetişen çocukların psikolojik gelişimleri olumsuz etkilenir.
Toplumda dışlanma ve okul hayatında uyum sorunları yaşarlar.
Aile Düzeni ve Ekonomi
Kumar ve alkol alışkanlıkları, aile bütçesinin tüketilmesine yol açar.
Sürekli kavga ve şiddet, ev ortamında huzursuzluk yaratır.
Aile içindeki roller bozulur ve eşler arasında dayanışma kalmaz.
Toplum İçindeki İtibar
Toplum, bireylerin yaşam tarzını yakından izler. Özellikle küçük yerleşim yerlerinde, eşin haysiyetsiz bir hayat sürmesi diğer eşi de toplum içinde zor durumda bırakır. Bu durum, evlilik birliğinin devamını imkânsız hale getirir.
Suç İşleme ile Haysiyetsiz Hayat Arasındaki Fark
Her ne kadar TMK m.163’te iki sebep birlikte düzenlenmiş olsa da, “suç işleme” ile “haysiyetsiz hayat sürme” birbirinden farklıdır.
Hukuki Tanım Açısından
Suç işleme: Ceza hukukuna göre tanımlanmış, kanunda suç olarak düzenlenmiş eylemleri ifade eder. Mutlaka cezai yaptırım doğurur.
Haysiyetsiz hayat sürme: Ceza hukuku kapsamında suç teşkil etmese de toplum tarafından ayıplanan, sürekli ve alışkanlık haline gelmiş davranışlardır.
Örneklerle Fark
Eşin hırsızlık yapması, suç işleme sebebidir.
Eşin sürekli sarhoş olup aileyi ihmal etmesi, haysiyetsiz hayat sürme kapsamındadır.
Ortak Noktalar
Her iki durumda da önemli olan, bu davranışların evlilik birliğini sürdürülemez hale getirmesidir. Hâkim, davalı eşin kusurunun ağır olduğunu tespit ederse boşanmaya karar verir.
Boşanma Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
Boşanma davaları, özel bir hukuk dalı olan aile hukukuna tabidir. Bu nedenle görevli ve yetkili mahkeme konusunu doğru bilmek önemlidir.
Boşanma Davasında Görevli Mahkeme
TMK’ya göre tüm boşanma davalarına Aile Mahkemeleri bakar. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde, Asliye Hukuk Mahkemeleri bu davalara aile mahkemesi sıfatıyla bakar.
Boşanma Davasında Yetkili Mahkeme
Boşanma davasında yetki kuralları TMK m.168’de düzenlenmiştir. Buna göre dava, şu mahkemelerde açılabilir:
Davalının yerleşim yeri mahkemesi
Davacının yerleşim yeri mahkemesi
Eşlerin son altı ay birlikte oturdukları yer mahkemesi
Örneğin, eşiniz Samsun’da yaşıyor, siz ise Ankara’da ikamet ediyorsanız, davayı Ankara Aile Mahkemesi veya Samsun Aile Mahkemesi’nde açabilirsiniz. Eğer boşanmadan önce 6 ay boyunca Sinop’ta birlikte yaşadıysanız, Sinop Aile Mahkemesi de yetkilidir.
Boşanma Davası Açma Süreci
Suç işleme veya haysiyetsiz hayat sürme sebeplerine dayalı boşanma davaları, özel boşanma sebeplerinden biridir. Bu nedenle dava sürecinde izlenmesi gereken adımların doğru bilinmesi son derece önemlidir.
Dilekçenin Hazırlanması
Boşanma sürecinin ilk adımı, dava dilekçesinin hazırlanmasıdır. Dilekçede şu hususlara yer verilmelidir:
Tarafların kimlik ve adres bilgileri
Davanın açılma sebebi (örneğin; davalının dolandırıcılık suçundan hüküm giymesi veya sürekli fuhuş yapması)
İspat edilecek deliller
Nafaka, tazminat ve velayet gibi talepler
Dilekçenin açık, net ve hukuka uygun olması gerekir. Bu noktada bir avukattan profesyonel destek alınması, davanın başarı şansını artırır.
Mahkeme Süreci
Dilekçe verildikten sonra mahkeme, davalı eşe tebligat gönderir. Davalı eş, cevap dilekçesiyle iddialara karşı savunma yapar. Daha sonra ön inceleme duruşması yapılır ve deliller toplanır.
Duruşmaların İşleyişi
Duruşmalarda tarafların iddiaları ve savunmaları dinlenir, tanıklar çağrılır ve beyanları alınır. Mahkeme, gerek görürse kolluk kuvvetlerinden rapor isteyebilir veya bilirkişi incelemesi yaptırabilir.
Karar Aşaması
Tüm deliller toplandıktan sonra hâkim, evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını değerlendirir. Eğer davalı eşin suç işlediği veya haysiyetsiz bir hayat sürdüğü ispatlanırsa, boşanmaya karar verilir. Ayrıca tazminat, nafaka ve velayet konularında da hüküm verilir.
Boşanma Davasında Tazminat ve Nafaka Talepleri
TMK m.163’e dayanarak açılan boşanma davalarında davacı eş, yalnızca boşanma değil, aynı zamanda maddi ve manevi tazminat ile nafaka da talep edebilir.
Maddi Tazminat
Evlilik sırasında yaşanan maddi kayıpların telafisi amacıyla talep edilir. Örneğin, davalı eşin kumar oynayarak aile birikimini tüketmesi durumunda, davacı eş maddi tazminat talep edebilir.
Manevi Tazminat
Davalı eşin suç işlemesi veya haysiyetsiz hayat sürmesi, davacı eşin onurunu ve kişilik haklarını zedeleyebilir. Bu durumda manevi tazminat talebi gündeme gelir. Örneğin, eşin fuhuş yapması, diğer eşi toplum önünde küçük düşürür ve manevi zarara yol açar.
Nafaka Türleri
Tedbir Nafakası: Dava süresince davacının ve çocukların ihtiyaçlarını karşılamak için bağlanır.
Yoksulluk Nafakası: Boşanma sonrası geçim sıkıntısı çekecek olan eş lehine bağlanır.
İştirak Nafakası: Çocukların bakım ve eğitim giderlerini karşılamak için hükmedilir.
Mahkeme, nafaka miktarını tarafların ekonomik durumlarını, yaşam standartlarını ve çocukların ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak belirler.
Boşanma Davasında Çocukların Velayeti
Boşanma davalarının en hassas noktalarından biri çocukların velayetidir. Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme durumlarında mahkeme, velayeti genellikle mağdur eşe verir.
Velayet Kriterleri
Çocuğun fiziksel ve psikolojik sağlığı
Ebeveynin yaşam tarzı
Ebeveynin çocukla ilgilenme kapasitesi
Çocuğun yaşı ve ihtiyaçları
Örneğin, sürekli alkol alan veya uyuşturucu kullanan bir ebeveynin velayet hakkı çoğu zaman reddedilir. Çünkü çocuğun üstün yararı bu ebeveynin yanında olmayacaktır.
Velayet kendisine verilmeyen ebeveynle çocuk arasında kişisel ilişki kurulması da mahkemenin görevidir. Ancak haysiyetsiz hayat süren veya suç işlemiş ebeveynin çocuğa zarar verme ihtimali varsa, kişisel ilişki kısıtlanabilir veya gözetmen eşliğinde yapılabilir.
Yargıtay Kararları Işığında TMK m.163 Uygulamaları
Yargıtay içtihatları, TMK m.163’ün nasıl uygulandığını görmek açısından oldukça önemlidir.
Örnek Kararlar
Uyuşturucu Ticareti: Yargıtay, uyuşturucu ticareti suçundan hüküm giyen eşin davranışlarını boşanma sebebi saymıştır.
Fuhuş: Eşin sürekli fuhuş yaptığı iddiası, tanık beyanları ve polis raporları ile ispatlanmışsa, Yargıtay bu durumu haysiyetsiz hayat sürme olarak kabul etmiştir.
Kumar ve Alkol Bağımlılığı: Kumar oynayan ve sürekli alkol kullanan eşin evlilik birliğini sürdürmesi mümkün görülmemiştir.
Yargıtay kararları, alt mahkemeler için yol gösterici niteliktedir. Hakimler, benzer davalarda bu içtihatları dikkate alarak karar verir.
Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Nedeniyle Boşanma Davası Hakkında Sık Sorulan Sorular
Hangi suçlar boşanma sebebi olur?
Hırsızlık, dolandırıcılık, uyuşturucu ticareti, rüşvet, sahtecilik gibi küçük düşürücü suçlar boşanma sebebidir.
Eşin fuhuş yapması boşanma sebebi midir?
Evet. Sürekli fuhuş yapmak, haysiyetsiz hayat sürme kapsamında boşanma sebebidir.
Eşim sürekli alkol alıyor, boşanabilir miyim?
Eğer bu durum evlilik birliğini sürdürülemez hale getiriyorsa, evet boşanma sebebidir.
Haysiyetsiz hayat sürmeyi nasıl ispatlarım?
Tanık beyanları, kolluk kuvveti raporları, fotoğraf, video ve mesaj kayıtları delil olarak kullanılabilir.
Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme davalarda süre sınırı var mı?
Hayır. TMK m.163 kapsamında açılacak davalar için özel bir süre sınırı öngörülmemiştir. Ancak çok uzun süre dava açılmaması, davacının evliliği sürdürme iradesi olarak yorumlanabilir.
Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Boşanma Davası Avukat Samsun
Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, evlilik birliğini en derinden sarsan davranışlardandır. Türk Medeni Kanunu’nun 163. maddesi, bu gibi ağır durumlarda mağdur eşe boşanma hakkı tanımaktadır. Ancak bu hak, doğru delillerle ispat edilmediği sürece kullanılamaz. Bu nedenle davacı eşin dava dilekçesini dikkatle hazırlaması, güçlü deliller sunması ve süreci hukuki destekle yürütmesi son derece önemlidir. Eğer eşiniz toplumda küçük düşürücü bir suç işlemiş veya haysiyetsiz bir hayat sürüyorsa, sizinle ortak yaşamı sürdürmesi beklenemez. Mahkeme, hem boşanma kararı verir hem de tazminat, nafaka ve velayet konularında hakkınızı korur. Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanma davasında hukuki sürecin karmaşıklığı ve ispat kolaylığı açısından alanında uzman bir Samsun boşanma avukatı ndan hukuki destek almanız, dava sürecinde size olumlu katkılar sağlayacaktır.
Samsun’da suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanma davasında hukuki destek almak için aile hukuku ve boşanma davaları alanında çalışan Av. Taha Alyüz ile iletişime geçebilirsiniz.
Av.Taha Alyüz





Yorumlar