Samsun Avukat
İletişim
05534084721
Fetö Emniyet Personelinin Göreve İade Davası
15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrasında Türkiye’de en çok tartışılan konulardan biri, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile iltisak veya irtibatı olduğu iddiasıyla kamu görevinden çıkarılan emniyet personelinin durumu olmuştur. Özellikle Olağanüstü Hal (OHAL) döneminde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile binlerce polis, çeşitli gerekçelerle meslekten uzaklaştırılmıştır. Ancak bu süreçte pek çok personelin gerçekten örgütle bağlantısı olup olmadığı ciddi bir tartışma konusu haline gelmiştir.
Göreve iade davası, bu noktada mağduriyetlerin giderilmesi için başvurulabilecek en önemli hukuki yoldur. Çünkü her ne kadar devletin güvenliği ön planda tutulmuş olsa da, bireylerin anayasal hakları, çalışma özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı göz ardı edilemez. Bu nedenle, görevden ihraç edilen veya açığa alınan emniyet personeli için yargı süreci, sadece bireysel hakların korunması değil, aynı zamanda adaletin tesisi bakımından da kritik bir rol oynamaktadır.
Bugün hâlâ binlerce emniyet mensubu, görevlerine dönmek için hukuk mücadelesi vermektedir. Yargı kararları, farklı mahkemelerin içtihatları ve AİHM başvuruları bu davaların sonucunu etkilemektedir. Ayrıca, görevine iade edilenlerin maaş, kıdem ve emeklilik haklarının nasıl düzenleneceği gibi konular da büyük bir merak konusudur.
Dolayısıyla bu makale, Fetö’den ihraç edilen emniyet personelinin göreve iade davasını tüm yönleriyle ele alarak, hem mağdurlara hem de hukukçulara yol gösterici bir kaynak olmayı amaçlamaktadır.
Görevden Uzaklaştırma ve İhraç Sürecinin Hukuki Dayanağı
OHAL KHK’ları ve Emniyet Personeli Üzerindeki Etkileri
OHAL döneminde çıkarılan KHK’lar, kamu görevinden ihraçlarda en çok kullanılan araç olmuştur. Bu KHK’lar, Anayasa’nın 121. ve 122. maddelerine (mülga) dayanılarak çıkarılmış ve doğrudan kanun hükmünde sayılmıştır. Emniyet teşkilatında görev yapan binlerce polis, bu KHK listelerine isimleri yazılarak görevlerinden uzaklaştırılmıştır.
Ancak buradaki temel sorun, ihraçların çoğunlukla somut delillere dayanmaması, genellikle istihbarat raporları veya idari tespitlerle yapılmasıdır. Yani bir polisin örgütle bağlantısı olduğu yönünde kuvvetli şüphe olsa bile, çoğu zaman bu şüphe somutlaştırılmamış ve yargı denetimine açık olmayan idari kararlara dayanmıştır. Bu durum, hukuki güvenlik ilkesine aykırılık teşkil etmiştir.
Emniyet personeli özelinde bakıldığında, örgütle irtibatlı olduğu düşünülen kişilerin ByLock kullanıcısı olması, Bank Asya’da hesabı bulunması veya sendika/dernek üyeliği gibi gerekçelerle meslekten çıkarıldığı görülmüştür. Ancak zamanla yargı kararlarında bu tür gerekçelerin tek başına yeterli olmayacağı, somut delillerle desteklenmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Bu nedenle, OHAL KHK’ları ile yapılan ihraçların bir kısmı daha sonra yargı kararlarıyla iptal edilmiştir. Yani ihraç edilen polislerin göreve iade edilmesi, aslında hukukun üstünlüğü ilkesinin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.
Disiplin Hukuku ve Kamu Görevlilerinin Sorumlulukları
Emniyet personelinin görevden alınmasında sadece KHK’lar değil, aynı zamanda Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu da önemli bir yere sahiptir. Çünkü polis memurları, devletin güvenliği açısından kritik bir görev üstlendikleri için, disiplin hukuku çerçevesinde daha sıkı kurallara tabidir.
Örneğin, “devletin güvenliğini tehlikeye sokacak davranışlarda bulunmak” ya da “terör örgütleriyle irtibatlı olmak” disiplin yönünden meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasındadır. Ancak bu cezaların verilmesi için mutlaka somut, hukuken geçerli delillere ihtiyaç vardır.
Uygulamada ise çoğu kez delil yetersizliğine rağmen ihraç kararları verilmiş, bu da daha sonra mahkemeler tarafından iptal edilmiştir. Bu noktada, disiplin hukukunun temel ilkelerinden biri olan “kusur sorumluluğu” önem taşımaktadır. Yani bir memurun ancak kendi kusurlu davranışından dolayı sorumlu tutulması gerekirken, yakın çevresi veya aile üyelerinin davranışları gerekçe gösterilerek ihraç edilen çok sayıda polis olmuştur.
Sonuç olarak, disiplin hukuku çerçevesinde alınan kararların hukuki denetime tabi tutulması, emniyet personelinin göreve iade davasında en kritik noktalardan biridir.
Göreve İade Davasının Hukuki Dayanakları
Anayasa ve Temel Hakların Korunması
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, kamu görevlilerinin de temel hak ve özgürlüklere sahip olduğunu açıkça düzenlemiştir. Çalışma hakkı, adil yargılanma hakkı, masumiyet karinesi ve eşitlik ilkesi bu bağlamda en çok öne çıkan unsurlardır.
İhraç edilen emniyet personeli açısından en çok tartışılan nokta, masumiyet karinesidir. Çünkü pek çok kişi hakkında herhangi bir ceza davası açılmamış olmasına rağmen, yalnızca istihbarat notlarına dayanılarak meslekten ihraç edilmiştir. Bu durum, “suçluluğu ispatlanana kadar kimse suçlu sayılmaz” ilkesine aykırıdır.
Ayrıca, Anayasa’nın 125. maddesi “idarenin her türlü eylem ve işlemi yargı denetimine tabidir” demektedir. Bu da, KHK ile ihraç edilen polislerin bile yargı yoluna başvurma hakkının bulunduğunu göstermektedir.
Son yıllarda Anayasa Mahkemesi, ihraç edilen kamu görevlilerinin başvurularında birçok kez hak ihlali kararı vermiştir. Bu kararlar, göreve iade davalarında emsal teşkil etmektedir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Kararları ve Etkileri
Göreve iade davalarında uluslararası hukuk da önemli bir yere sahiptir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, özellikle adil yargılanma hakkı, çalışma hakkı ve ayrımcılık yasağı kapsamında Türkiye aleyhine açılan davaları incelemiştir.
AİHM kararlarında sıkça vurgulanan nokta, ihraçların şeffaf ve denetlenebilir bir sürece dayandırılmaması olmuştur. Yani kişiler hakkında alınan kararların gerekçelerinin açıklanmaması, savunma hakkı verilmemesi ve etkili bir yargı yolunun bulunmaması, insan hakları ihlali olarak değerlendirilmiştir.
Bu kararların Türkiye’deki yargı sürecine doğrudan bağlayıcı etkisi olmasa da, mahkemelerin içtihatlarında AİHM kararlarına atıf yapıldığı görülmektedir. Özellikle Danıştay ve Anayasa Mahkemesi, son yıllarda bu kararları dikkate alarak birçok göreve iade davasını olumlu sonuçlandırmıştır.
İdari Yargı Süreci (İdare Mahkemeleri, Danıştay)
İhraç edilen emniyet personeli için en temel hukuki yol, idari yargıya başvurmaktır. İdare mahkemeleri, ilk derece mahkemesi olarak bu tür davaları incelemekte, verilen kararlara karşı Bölge İdare Mahkemesi’ne istinaf ve Danıştay’a temyiz başvurusu yapılabilmektedir.
İdare mahkemeleri, genellikle şu sorulara yanıt arar:
İhraç kararı hukuka uygun mu?
Somut ve yeterli delil var mı?
Savunma hakkı tanınmış mı?
Eğer bu sorulara verilen yanıt olumsuzsa, mahkeme göreve iade kararı verebilir. Ancak bu süreç bazen 2-3 yıl gibi uzun bir zamana yayılabilmektedir.
Danıştay’ın verdiği kararlar ise emsal niteliği taşıdığı için oldukça önemlidir. Özellikle son dönemde Danıştay’ın, yalnızca soyut iddialara dayalı ihraç işlemlerini iptal ettiği görülmektedir. Bu da görevine dönmek isteyen polisler için umut verici bir gelişmedir.
Göreve İade Davasının Açılma Süreci ve Usul Şartları
Kimler Göreve İade Davası Açabilir?
Görevden uzaklaştırılan veya ihraç edilen her emniyet personeli, göreve iade davası açma hakkına sahiptir. Bu kapsama;
Polis memurları,
Komiser yardımcıları,
Amirler ve müdürler,
Emniyet Genel Müdürlüğü’nde çalışan sivil memurlar da girmektedir.
Burada önemli olan nokta, kişinin gerçekten görevden ihraç edilmiş olmasıdır. Çünkü bazı durumlarda yalnızca açığa alınan personel bulunmaktadır. Açığa alınma geçici bir tedbirdir ve çoğu zaman idari soruşturma tamamlandığında görev iadesi yapılabilir. Ancak ihraç edilenlerin mutlaka dava açması gerekir.
Ayrıca emekli olan polisler de göreve iade davası açabilir. Çünkü ihraç kararı, yalnızca aktif görev süresini değil, aynı zamanda emeklilik maaşını, ikramiyesini ve diğer özlük haklarını da etkilemektedir.
Göreve İade Davası Başvuru Süresi ve Usulü
Göreve iade davası açmak isteyen emniyet personelinin dikkat etmesi gereken en önemli nokta, dava açma süresidir. İdari işlemlere karşı dava açma süresi, genellikle 60 gündür. Yani ihraç kararının tebliğinden itibaren 60 gün içinde idare mahkemesine başvurulması gerekir.
Ancak OHAL KHK’ları döneminde durum biraz farklı olmuştur. Çünkü ihraç kararları doğrudan Resmi Gazete’de yayımlanmış, kişilere ayrıca tebligat yapılmamıştır. Bu nedenle dava açma süresi, kararın Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihten itibaren başlamıştır.
Dava açma usulü açısından ise şu adımlar izlenir:
Yetkili idare mahkemesine dilekçe sunulur.
Dilekçede ihraç kararının hukuka aykırı olduğu somut gerekçelerle açıklanır.
Gerekli belgeler ve deliller dosyaya eklenir.
Bu noktada profesyonel bir avukat desteği almak, sürecin doğru yönetilmesi açısından büyük avantaj sağlar.
Göreve İade Davası Gerekli Belgeler ve Deliller
Göreve iade davasında başarı şansı büyük ölçüde sunulan delillere bağlıdır. Çünkü mahkeme, kişinin gerçekten FETÖ ile bağlantısı olup olmadığını bu belgeler üzerinden değerlendirecektir.
En sık kullanılan belgeler şunlardır:
Ceza soruşturmasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar,
Mahkeme tarafından verilen beraat kararı,
Banka hesap hareketlerini gösterir belgeler,
Telefon kayıtları (ByLock bulunmadığını gösteren raporlar),
Tanık beyanları,
Daha önce alınmış takdirname ve başarı belgeleri.
Bu deliller, kişinin meslekten haksız yere ihraç edildiğini ortaya koymak açısından kritik öneme sahiptir. Özellikle ceza davasından beraat etmiş olmak, idare mahkemeleri tarafından çok güçlü bir delil olarak kabul edilmektedir.
Göreve İade Davasında Mahkeme Süreci
Mahkemelerin İnceleme Yöntemleri
İdare mahkemeleri, göreve iade davalarında genellikle üç aşamalı bir inceleme yapar:
Usul İncelemesi: Dava süresinde açılmış mı, dilekçe ve belgeler usule uygun mu?
Delil İncelemesi: İhraç kararının dayanağı olan deliller somut mu, hukuken geçerli mi?
Hukuka Uygunluk İncelemesi: İhraç işlemi Anayasa, yasalar ve uluslararası sözleşmelere uygun mu?
Bu süreçte mahkemeler, özellikle FETÖ ile iltisak ve irtibat kavramlarının ne şekilde yorumlanacağını tartışmaktadır. Çünkü bu kavramların sınırları net çizilmediği için farklı mahkemeler farklı kararlar verebilmektedir.
Son yıllarda ise yargı organlarının, soyut şüphelere dayalı ihraç kararlarını iptal etme eğiliminde olduğu görülmektedir. Bu da göreve iade davalarında olumlu sonuç alma ihtimalini artırmaktadır.
Göreve İade Davası Delil ve Tanıkların Rolü
Göreve iade davasında en önemli unsurlardan biri, kişinin örgütle bağlantısının olmadığını gösteren delillerdir. Ancak bunun yanında tanık beyanları da büyük önem taşır.
Göreve iade davalarında yalnızca resmi belgeler değil, tanık beyanları da oldukça önemlidir. Çünkü mahkeme, davacının mesleki geçmişini, davranışlarını ve örgütle herhangi bir bağının bulunup bulunmadığını anlamak için çevresinden bilgi almak isteyebilir.
Örneğin; birlikte görev yaptığı amirleri veya meslektaşları, davacının FETÖ ile hiçbir ilgisinin olmadığını, aksine örgüte karşı net bir tavır aldığını beyan edebilir. Bu tür ifadeler, özellikle somut delil bulunmayan dosyalarda oldukça etkili olabilmektedir.
Deliller açısından da dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, belgelerin hukuka uygun şekilde elde edilmiş olmasıdır. Mahkeme, hukuka aykırı yollarla toplanmış delilleri dikkate almaz. Dolayısıyla, davacının lehine sunulacak belgelerin resmi kurum ve kuruluşlardan alınmış olması gerekir.
Ayrıca, bazı durumlarda bilirkişi incelemesine de başvurulmaktadır. Özellikle dijital veriler (ByLock kayıtları, HTS dökümleri vb.) söz konusu olduğunda, bilirkişiler teknik rapor hazırlayarak mahkemeye sunar. Bu raporlar, davanın seyrini tamamen değiştirebilir.
Emniyet Teşkilatı Disiplin Kurullarının Etkisi
Emniyet teşkilatında görev yapan personel için disiplin kurulları, mesleki geleceği belirleyen en önemli organlardan biridir. İhraç kararları çoğu kez bu kurulların raporlarına dayandırılmaktadır.
Ancak mahkemeler, disiplin kurullarının kararlarını bağlayıcı kabul etmez. Yani disiplin kurulunun verdiği karar, tek başına bir polisin ihraç edilmesi için yeterli değildir. Mahkeme, bu kararın hukuka uygun olup olmadığını ayrıca inceler.
Disiplin kurulları, çoğunlukla istihbarat raporlarına dayanarak karar vermiştir. Fakat yargı sürecinde bu raporların doğruluğu ve somutluğu tartışmaya açılmıştır. Son yıllarda verilen birçok iptal kararında, “sadece istihbarat raporuna dayanılarak ihraç yapılamayacağı” açıkça vurgulanmıştır.
Dolayısıyla, göreve iade davalarında disiplin kurullarının raporları dikkate alınmakla birlikte, bu raporların tek başına bağlayıcı olmadığı unutulmamalıdır.
Göreve İade Kararı Verildiğinde Sonuçları
Maaş ve Özlük Haklarının İadesi
Göreve iade davasını kazanan emniyet personeli için en önemli sonuçlardan biri, maaş ve özlük haklarının iadesidir. Mahkeme kararıyla göreve dönen polisler, görevden uzak kaldıkları süre boyunca alamadıkları maaşlarını toplu olarak geri alabilirler.
Bununla birlikte, bu süre içinde maaşlarına işlenmesi gereken zamlar, ek ödemeler ve sosyal haklar da geri ödenir. Yani kişi yalnızca ana maaşını değil, tüm özlük haklarını yeniden kazanır. Bu da davanın maddi açıdan son derece önemli bir yönünü oluşturur.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta, faiz uygulamasıdır. Bazı mahkemeler, ödenecek maaşların yasal faizle birlikte verilmesine karar verirken, bazıları yalnızca ana tutarı ödenmesine hükmedebilir. Bu da davanın seyrine göre değişiklik gösterebilir.
Kıdem ve Terfi Hakları
Göreve iade edilen emniyet personelinin bir diğer önemli kazanımı, kıdem ve terfi haklarının korunmasıdır. Yani kişi görevden uzak kaldığı süre boyunca meslekten sayılmaya devam eder ve terfi haklarını kaybetmez.
Örneğin, ihraç edilmeseydi amirliğe yükselecek bir polis, göreve iade edildiğinde bu hakkını kazanmış sayılır. Bu durum, kariyer planlaması açısından büyük bir avantaj sağlar.
Ayrıca, kıdemin korunması emeklilik haklarını da doğrudan etkiler. Çünkü kıdem yılı arttıkça emeklilik maaşı ve ikramiyesi de yükselir. Bu nedenle göreve iade kararı yalnızca aktif görev süresini değil, gelecekteki ekonomik hakları da doğrudan etkilemektedir.
Emekli Olanların Durumu
Görevden ihraç edildikten sonra emekli olan polisler de göreve iade davası açabilir. Çünkü ihraç kararı, emekli maaşlarını ve ikramiyelerini doğrudan etkiler.
Mahkeme kararıyla göreve iade edilen bir emekli polis, ihraç edilmemiş gibi değerlendirilir ve emeklilik haklarını tam olarak kazanır. Bu durumda, eksik ödenen maaş ve ikramiyeler de geriye dönük olarak ödenir.
Özellikle emekliliği yaklaşan personel için bu durum oldukça önemlidir. Çünkü ihraç edilmek, yalnızca aktif meslek hayatını değil, aynı zamanda emeklilik dönemini de olumsuz etkiler. Bu nedenle emekli olan polislerin de göreve iade davası açmaları hak kaybını önlemek açısından büyük önem taşır.
Göreve İade Davalarında Karşılaş ılan Sorunlar ve Çözümler
Fetö ile İltisak ve İrtibat Kavramlarının Belirsizliği
Göreve iade davalarında en çok tartışılan kavramlardan biri, “iltisak” ve “irtibat”tır. Çünkü bu kavramların kanunda net bir tanımı bulunmamaktadır. Yargı kararlarında iltisak, “örgüte doğrudan üyelik olmasa da, sürekli ve bilinçli bir şekilde destek vermek” şeklinde yorumlanırken; irtibat ise “örgütle dolaylı temas veya bağlantı” olarak değerlendirilmektedir.
Ancak uygulamada bu kavramlar son derece geniş yorumlanmıştır. Örneğin, bir kişinin Bank Asya’da hesap açması, örgütle bağlantılı bir derneğe üye olması ya da ByLock kullanıcısı olduğuna dair iddialar, doğrudan iltisak veya irtibat delili olarak kabul edilmiştir.
Mahkemeler ise son dönemde bu kavramların daha dar yorumlanması gerektiğine işaret etmektedir. Özellikle Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararlar, “kişinin somut delillerle örgütle bağlantısı ispatlanmadıkça, yalnızca soyut iddialarla meslekten çıkarılamayacağı” yönündedir. Bu da görevine dönmek isteyen emniyet personeli için büyük bir umut kaynağıdır.
Sorunun çözümü, kavramların net ve objektif kriterlerle tanımlanmasıdır. Ayrıca her dava için bireysel inceleme yapılması, kişilerin tek tek durumlarının değerlendirilmesi, adaletin sağlanması açısından zorunludur.
Yargı Kararlarında Tanım ve Uygulama
İltisak ve irtibat kavramlarının yargı kararlarında nasıl uygulandığına bakıldığında, farklı mahkemeler arasında ciddi yorum farklılıkları olduğu görülmektedir. Bazı mahkemeler, en ufak bir şüpheyi bile örgütle bağlantı sayarken, bazıları ise somut delil olmadan karar vermemektedir.
Örneğin, Danıştay’ın yakın tarihli bir kararında, yalnızca sendika üyeliği veya banka hesabı bulunmasının tek başına ihraç için yeterli olmadığına hükmedilmiştir. Benzer şekilde, Anayasa Mahkemesi de, ByLock kullanıcısı olduğu iddiası kanıtlanmayan kişilerin meslekten çıkarılmasının hak ihlali olduğuna karar vermiştir.
Dolayısıyla, görevine iade davası açan emniyet personelinin en önemli avantajı, son dönemde mahkemelerin daha adil ve objektif kararlar vermeye başlamış olmasıdır.
Haksız İhraç İddiaları
Görevden ihraç edilen polislerin büyük bir kısmı, haksız yere meslekten çıkarıldıklarını iddia etmektedir. Özellikle ByLock listelerinde hatalı isimlerin yer alması, yanlış HTS analizleri veya asılsız ihbarlar, birçok polisin hayatını olumsuz etkilemiştir.
Bu tür durumlarda, davacının masumiyetini kanıtlayacak güçlü deliller sunması gerekir. Örneğin, ByLock kullanıcısı olmadığına dair bilirkişi raporu ya da hakkında açılan ceza davasında verilen beraat kararı, haksız ihraç iddialarını doğrulayan en güçlü kanıtlardır.
Mahkemeler, haksız ihraçların önüne geçmek için özellikle son dönemde daha titiz incelemeler yapmaktadır. Bu da görevine dönmek isteyenler için davaların olumlu sonuçlanma ihtimalini artırmaktadır.
Emniyet Personelinin Güvenlik Soruşturmaları
Arşiv Araştırması ve Güvenlik Soruşturmasının Yeniden Yapılması
Göreve iade edilen emniyet personeli için en kritik aşamalardan biri, güvenlik soruşturmasıdır. Çünkü mahkeme kararıyla göreve dönen polisler, yeniden güvenlik soruşturmasına tabi tutulabilmektedir.
Arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması, kişinin devlet kurumlarıyla olan ilişkilerini, sabıka kaydını, istihbari bilgilerini ve çevresini kapsar. Bu süreçte en küçük bir şüphe bile yeniden görev yapmasını engelleyebilir.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta, güvenlik soruşturmasının objektif kriterlere dayanması gerektiğidir. Yalnızca söylenti veya soyut iddialar, kişiyi yeniden görevden uzaklaştırmak için yeterli olamaz.
Son dönemde Anayasa Mahkemesi, güvenlik soruşturmalarının kişisel hak ve özgürlükleri kısıtlamaması gerektiğini vurgulamış ve bu konuda hak ihlali kararları vermiştir. Bu da emniyet personeli için güvenlik soruşturmalarının keyfi uygulanamayacağı anlamına gelir.
Mahkeme Kararlarının Uygulanmasında Yaşanan Aksaklıklar
Bir diğer önemli sorun, mahkeme kararlarının uygulanmasında yaşanan gecikmeler ve aksaklıklardır. Bazı durumlarda, mahkeme göreve iade kararı vermesine rağmen, idare bu kararı geciktirmekte ya da farklı gerekçelerle uygulamaktan kaçınmaktadır.
Örneğin, mahkeme kararına rağmen güvenlik soruşturması gerekçe gösterilerek personelin göreve başlatılmaması sıkça karşılaşılan bir durumdur. Bu da yeni davaların açılmasına neden olmakta, süreci daha da uzatmaktadır.
Bu tür aksaklıkların önüne geçmek için, idarenin mahkeme kararlarını derhal uygulaması gerekir. Aksi halde, hem hukuk devleti ilkesi zedelenir hem de mağduriyetler artar.
Yargıtay, Danıştay ve AİHM Kararlarının Rolü
Emsal Kararlar ve Etkileri
Göreve iade davalarında Yargıtay, Danıştay ve AİHM’in verdiği kararlar son derece önemlidir. Çünkü bu kararlar, emsal teşkil ederek diğer davaların sonucunu doğrudan etkileyebilir.
Danıştay’ın son dönemde verdiği kararlarda, yalnızca soyut iddialara dayalı ihraçların hukuka aykırı olduğuna sıkça hükmedilmektedir. Özellikle “örgütle iltisak” kavramının dar yorumlanması gerektiği yönündeki kararlar, binlerce davacı için umut kaynağı olmuştur.
Yargıtay ise daha çok ceza davalarında rol oynamaktadır. Örgüt üyeliği suçlamasıyla açılan ceza davalarında verilen beraat kararları, göreve iade davalarında güçlü bir delil olarak kullanılmaktadır.
AİHM kararları da Türkiye’deki davalara doğrudan bağlayıcı olmasa da, mahkemelerin yorumlarında büyük rol oynamaktadır. Özellikle adil yargılanma hakkı, savunma hakkı ve çalışma hakkı konularında AİHM’in verdiği kararlar, emniyet personelinin lehine kullanılmaktadır.
İhraç ve Göreve İade Süreçlerinde Uluslararası Hukuk
Uluslararası hukuk, görevden ihraç edilen emniyet personeli için önemli bir dayanak noktasıdır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS), kişilerin çalışma hakkını, adil yargılanma hakkını ve ayrımcılığa uğramama hakkını güvence altına almaktadır.
Türkiye, AİHS’ye taraf bir ülke olduğu için, bu sözleşmeye uygun hareket etmek zorundadır. Bu da görevine iade davası açan polislerin lehine bir durumdur. Çünkü AİHM kararları, Türkiye’nin iç hukukunu doğrudan etkilemese de, yargı organlarının yorumlarında dikkate alınmaktadır.
Sonuç olarak, uluslararası hukuk kuralları ve AİHM içtihatları, görevine iade davalarında adaletin sağlanması açısından büyük önem taşır.
Göreve İade Davası Açmak İsteyenler İçin Yol Haritası
Göreve iade davası, sıradan bir idari dava değildir; hem ceza hukuku hem idare hukuku hem de insan hakları hukuku boyutu olan karmaşık bir süreçtir. Bu nedenle davayı kendi başına yürütmeye çalışan emniyet personeli, usul hataları yaparak hak kaybına uğrayabilir.
Profesyonel bir avukat, davacının lehine olabilecek tüm hukuki argümanları toplar, eksiksiz bir dava dilekçesi hazırlar ve süreci adım adım takip eder. Özellikle FETÖ davalarında kullanılan delillerin teknik boyutu düşünüldüğünde (ByLock, HTS kayıtları, banka hareketleri vb.), avukatların tecrübesi sürecin seyrini tamamen değiştirebilir.
Ayrıca avukatlar, yalnızca ulusal yargı sürecinde değil, gerektiğinde Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi başvurularında da davacıya yol gösterebilir. Bu nedenle, göreve iade davasında avukat desteği almak, neredeyse davanın kaderini belirleyen bir faktördür.
Göreve İade Davasının Tahmini Süresi ve Masrafları
Göreve iade davalarının en çok merak edilen konularından biri, ne kadar süreceği ve masraflarının ne olacağıdır.
Süre: İdare mahkemelerinde bir davanın sonuçlanması genellikle 1 ila 2 yıl arasında değişmektedir. Kararın Danıştay’a taşınması halinde bu süre 3-4 yıla kadar uzayabilir. Ayrıca, Anayasa Mahkemesi ve AİHM başvuruları da hesaba katıldığında süreç toplamda 5 yıla kadar devam edebilir.
Masraflar: İdare mahkemesine dava açmak için ödenmesi gereken harç ve giderler nispeten düşük olsa da, sürecin uzunluğu ve avukatlık ücretleri davacının maddi yükünü artırabilir. Özellikle bilirkişi raporu alınması gerektiğinde ek masraflar ortaya çıkabilir.
Buna rağmen, göreve iade edildiğinde maaş, kıdem, özlük ve emeklilik haklarının iadesi düşünüldüğünde, bu davalar maddi açıdan büyük bir kazanım sağlamaktadır.
Göreve İade Davası Avukatı Samsun
Fetö’den ihraç edilen emniyet personelinin açtığı göreve iade davaları, aslında yalnızca bireysel hakların korunması değil, aynı zamanda hukuk devletinin işlerliğinin de bir testidir. Çünkü idarenin yaptığı işlemler, yargı denetimine tabi tutulmadığında keyfilik riski ortaya çıkar. Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve uluslararası hukuk normları, kamu görevlilerinin haklarını güvence altına almaktadır. Göreve iade davalarının kazanılması da bu güvencelerin fiilen işlerliğini göstermektedir. Bu davaların en kritik boyutlarından biri, toplumsal güvenlik ile bireysel adalet arasındaki dengeyi sağlamaktır. Devletin güvenliği elbette önemlidir; ancak masum kişilerin haksız yere meslekten ihraç edilmesi, hem bireyler hem de toplum açısından telafisi zor mağduriyetler yaratır.
Yargı organlarının görevi, bu dengeyi sağlamak ve gerçekten örgütle bağlantısı olmayan kişilerin haklarını iade etmektir. Göreve iade davaları, bu açıdan hem hukuk sisteminin güvenilirliği hem de toplumdaki adalet duygusunun korunması açısından kritik bir öneme sahiptir.
Fetö Emniyet Personelinin Göreve İade Davası Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Fetö’den ihraç edilen emniyet personeli göreve dönebilir mi?
Evet. İdare mahkemeleri, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi kararlarıyla birçok emniyet personeli göreve iade edilmiştir. Ancak bu durum, davacının sunduğu delillere ve dosyanın özelliklerine bağlıdır.
Göreve iade davası ne kadar sürer?
İlk derece mahkemesi kararı 1-2 yıl içinde çıkabilir. Danıştay ve diğer başvurularla birlikte süreç 3-5 yıla kadar uzayabilmektedir.
İade edilen emniyet personeli geçmiş maaşlarını alabilir mi?
Evet. Göreve iade edilenler, görevden uzak kaldıkları süre boyunca maaşlarını, zamlarını ve sosyal haklarını toplu şekilde geri alabilir.
AİHM başvurusu zorunlu mu?
Hayır. Ancak iç hukuk yolları tüketildikten sonra, hak ihlali iddiası devam ediyorsa AİHM’e başvurulabilir. Bu başvurular Türkiye’deki yargı süreçlerini doğrudan etkilemese de uluslararası baskı unsuru oluşturur.

samsun avukat, samsun hukuk bürosu, samsun göreve iade davası avukatı, göreve iade davası avukatı samsun, samsun işe iade davası avukatı, işe iade davası avukatı samsun, samsun idare avukatı
samsun avukat, samsun hukuk bürosu, samsun göreve iade davası avukatı, göreve iade davası avukatı samsun, samsun işe iade davası avukatı, işe iade davası avukatı samsun, samsun idare avukatı







