top of page

İdareye Malpraktis Nedeniyle Tazminat Davası - Avukat Samsun

İdareye Malpraktis Nedeniyle Tazminat Davası

Sağlık hizmetleri, bireylerin en temel haklarından biri olan yaşam hakkıyla doğrudan bağlantılıdır. İnsanlar hastalandığında, kamu hastaneleri ya da özel sağlık kuruluşlarından güvenli, kaliteli ve özenli bir sağlık hizmeti alma hakkına sahiptir. Ancak zaman zaman, tıbbi uygulama hataları yani malpraktis vakaları gündeme gelir. Malpraktis, hekimin mesleki standartlara uymadan, dikkatsiz veya bilgisiz davranarak hastaya zarar vermesi olarak tanımlanır.

Türkiye’de özellikle kamu hastanelerinde yaşanan malpraktis olayları, idarenin sorumluluğunu gündeme getirir. Çünkü kamu görevlisi sıfatıyla hizmet sunan hekimlerin ve sağlık çalışanlarının kusurlu eylemleri, bireyin sağlığında geri dönüşü olmayan zararlara yol açabilmektedir. İşte bu noktada, “İdareye malpraktis nedeniyle tazminat davası açılabilir mi?” sorusu büyük önem taşır.

Bu yazıda, malpraktisin hukuki tanımı, idarenin sorumluluğu, tazminat davalarının şartları, dava süreci, görevli mahkemeler, tazminat türleri ve örnek içtihatlar üzerinden konuyu tüm ayrıntılarıyla inceleyeceğiz.


Malpraktis Nedir?

Malpraktis, Latince kökenli bir kelimedir ve “yanlış uygulama” anlamına gelir. Tıp hukuku açısından bakıldığında ise, hekimin tıbbi standartlara uymaması, bilgisizlik, deneyimsizlik veya dikkatsizlik nedeniyle hastaya zarar vermesi şeklinde tanımlanır. Dünya Tabipler Birliği, malpraktisi “hekimin, tedavi sırasında hastanın zarar görmesine yol açacak şekilde davranması” olarak tanımlar.

Burada önemli olan nokta, her olumsuz sonucun malpraktis olarak değerlendirilmemesidir. Örneğin, bir ameliyat sonrası gelişen komplikasyon her zaman hekimin kusurunu göstermez. Çünkü komplikasyon, tıbbi müdahale sırasında öngörülebilir ama her zaman önlenemeyen risklerdir. Oysa malpraktis, özen yükümlülüğünün ihlali ve tıbbi standartların açıkça ihlali durumunda ortaya çıkar.

Malpraktisin başlıca türleri şunlardır:

  • Teşhis Hataları: Yanlış teşhis koymak veya hastalığı zamanında teşhis edememek.

  • Tedavi Hataları: Yanlış ilaç vermek, hatalı cerrahi müdahalede bulunmak.

  • Bilgilendirme Eksiklikleri: Hastayı yeterince bilgilendirmemek, aydınlatılmış onam almamak.

  • Gözetim ve Takip Eksiklikleri: Hastanın tedavi sonrası takibini ihmal etmek.

Türkiye’de malpraktis nedeniyle açılan davaların sayısı her geçen yıl artmakta ve bu durum hem sağlık çalışanlarını hem de idareyi daha dikkatli olmaya zorlamaktadır.


İdareye Karşı Malpraktis Davası Açılabilir mi?

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 125. maddesi, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararlardan sorumlu olduğunu açıkça belirtir. Dolayısıyla, kamu hastanelerinde görevli bir hekimin kusurlu eylemi nedeniyle zarar gören hasta veya yakınları, idareye karşı tazminat davası açabilir.

Bu davalar doğrudan hekime karşı değil, idareye karşı açılır. Çünkü kamu görevlilerinin kusurlu eylemlerinden doğan zararlar öncelikle devlete yüklenir. Daha sonra, eğer hekimin kişisel kusuru belirlenirse, idare hekime “rücu” ederek zararı ondan talep edebilir.

Danıştay’ın yerleşik içtihatlarına göre, kamu hastanelerinde meydana gelen malpraktis olaylarında, hasta veya yakınları idare mahkemesinde tam yargı davası açarak maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Bu yönüyle idareye karşı malpraktis davası, hasta haklarını koruyan en güçlü hukuki mekanizmalardan biridir.


Malpraktis Nedeniyle Açılan Tazminat Davasının Şartları

Bir malpraktis olayında idareye karşı tazminat davası açılabilmesi için bazı hukuki şartların bulunması gerekir:

  1. Hukuka Aykırı Eylem: Hekimin veya sağlık çalışanının, tıbbi standartlara aykırı şekilde hareket etmesi gerekir.

  2. Zararın Varlığı: Hastanın maddi veya manevi bir zarara uğramış olması gerekir.

  3. Kusur veya Hizmet Kusuru: İdarenin sunduğu sağlık hizmetinde aksaklık, ihmal veya kusur bulunmalıdır.

  4. Nedensellik Bağı: Meydana gelen zarar ile kusurlu eylem arasında doğrudan bir bağ olmalıdır.

Örneğin, yanlış teşhis konulması nedeniyle hastanın hayatını kaybetmesi durumunda, hem kusur hem de zarar açıkça ortadadır. Ancak komplikasyon kaynaklı ölümlerde kusur bulunmadığı için idareye karşı açılacak dava reddedilebilir.


Malpraktis Nedeniyle Tazminat Davasında Zararın İspatı

Malpraktis davalarında en zor aşamalardan biri, zararın ispatıdır. Çünkü hastanın gerçekten malpraktis nedeniyle mi yoksa hastalığın doğal seyri nedeniyle mi zarar gördüğü, tıbbi bilirkişi raporlarıyla belirlenir.

  • Maddi Zarar: Tedavi masrafları, iş gücü kaybı, bakıcı giderleri gibi parasal kayıplar.

  • Manevi Zarar: Hastanın yaşadığı acı, elem, psikolojik çöküntü ve yaşam kalitesindeki düşüş.

Mahkeme, zarar miktarını belirlerken hem hastanın yaşam koşullarını hem de olayın ağırlığını dikkate alır. Bu nedenle, hasta dosyaları, tedavi faturaları, tanık beyanları ve uzman raporları dava sürecinde kritik öneme sahiptir.


Malpraktis Nedeniyle Tazminat Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Malpraktis nedeniyle açılacak davalarda en çok karıştırılan konulardan biri, hangi mahkemenin görevli olduğu meselesidir. Türkiye’de mahkemeler, idari yargı ve adli yargı olmak üzere ikiye ayrılır. Kamu hastanelerinde görev yapan hekimlerin hatalı tıbbi uygulamaları, kamu hizmeti kusuru kapsamında değerlendirilir. Bu nedenle, idareye karşı açılacak davalarda görevli mahkeme idare mahkemeleridir.

Yetkili mahkemenin belirlenmesinde ise farklı kriterler dikkate alınır:

  • Zararın meydana geldiği yer idare mahkemesi yetkilidir.

  • Davalı idarenin bulunduğu yer idare mahkemesi de yetkilidir.

Bu kuralın önemi şuradan gelir: Yanlış mahkemede dava açılması, sürecin baştan sona uzamasına ve hak kayıplarına yol açabilir. Örneğin, özel hastanelerde meydana gelen malpraktis olaylarında ise adli yargı (Tüketici Mahkemesi) görevli olur. Çünkü özel hastaneler idare değil, özel hukuk tüzel kişisi sıfatıyla hizmet sunmaktadır.

Bu nedenle, davanın açılacağı mahkemeyi doğru belirlemek, sürecin en kritik aşamalarından biridir.


Malpraktis Tazminat Davası Açma Süreci

Bir hasta veya yakını, kamu hastanesinde meydana gelen malpraktis nedeniyle zarar gördüğünde, hemen dava açma yoluna gidemez. Öncelikle idareye başvuruda bulunması zorunludur. Türk idare hukukunda bu ilke “idari başvuru zorunluluğu” olarak bilinir.

  • İdareye Başvuru: Malpraktis nedeniyle zarar gören kişi, öncelikle ilgili idareye (hastanenin bağlı bulunduğu Sağlık Bakanlığı, İl Sağlık Müdürlüğü vb.) başvurarak zararının giderilmesini talep etmelidir.

  • İdarenin Cevabı: İdare, başvuruya 30 gün içinde cevap vermek zorundadır. Cevap verilmezse, bu durum “zımni ret” sayılır.

  • Dava Açma Süresi: İdarenin ret cevabından veya zımni ret süresinin dolmasından itibaren 60 gün içinde idare mahkemesinde tam yargı davası açılabilir.

Bu süreçte en önemli husus, sürelerin kaçırılmamasıdır. Çünkü süreler kamu düzenine ilişkindir ve hak düşürücü niteliktedir. Bir gün bile geç kalınsa dava reddedilebilir.


Tazminat Türleri ve Hesaplama Yöntemleri

Malpraktis nedeniyle açılan davalarda iki tür tazminat talep edilebilir:

  1. Maddi Tazminat:

    • Tedavi masrafları

    • İş gücü kaybı

    • Sürekli bakıcı giderleri

    • Kazanç kaybı

Maddi tazminat, bilirkişiler tarafından hesaplanır. Örneğin, bir hasta yanlış tedavi nedeniyle sakat kalırsa, ömür boyu iş gücü kaybı dikkate alınarak hesaplama yapılır.

  1. Manevi Tazminat:

    • Hastanın yaşadığı acı, elem ve ruhsal çöküntü

    • Yakınlarının uğradığı manevi zarar

    • Yaşam kalitesindeki düşüş

Manevi tazminat miktarı kesin hesaplamalarla belirlenmez; hâkimin takdirine bırakılır. Danıştay, manevi tazminat miktarını belirlerken olayın ağırlığını, kusurun derecesini ve mağdurun durumunu dikkate alır.

Örnek: Bir ameliyat sırasında doktorun ihmali nedeniyle hastanın yaşamını yitirmesi halinde, yakınlarına hem maddi hem de manevi tazminat ödenmesine hükmedilebilir.


Malpraktis Davasında Deliller ve Bilirkişilik

Bir malpraktis davasının en kritik noktası delillerdir. Sağlık hukuku davalarında delil denildiğinde akla ilk gelen belgeler şunlardır:

  • Hasta dosyası

  • Ameliyat raporları

  • Epikrizler

  • Laboratuvar ve görüntüleme sonuçları

  • İlaç reçeteleri

Ayrıca hasta hakları yönetmeliği uyarınca, hasta veya yakınları bu belgeleri isteme hakkına sahiptir. Hastane bu belgeleri vermek zorundadır.

Dava sürecinde mahkeme genellikle bilirkişi heyetinden rapor ister. Bu heyet, genellikle üniversitelerde görevli profesörlerden veya uzman hekimlerden oluşur. Bilirkişi raporu, hekimin hatalı davranıp davranmadığını ortaya koyar. Ancak uygulamada en büyük sorun, bilirkişi raporları arasında çelişkiler bulunmasıdır. Bu durumda mahkeme farklı bir bilirkişi heyetinden yeni rapor talep edebilir.


Malpraktis Davalarında Sıkça Karşılaşılan Sorunlar

Malpraktis davaları, diğer hukuk davalarına kıyasla çok daha karmaşık ve uzun süren bir süreçtir. Bunun en büyük nedeni, hem tıbbi hem de hukuki bilgi gerektiren teknik bir alan olmasıdır. Bu süreçte sıkça karşılaşılan bazı sorunlar şunlardır:

  • Uzayan dava süreçleri: Bilirkişi raporlarının hazırlanması, ek rapor alınması ve mahkemenin tüm tıbbi süreci incelemesi, davaların 1-3 yıl arasında sürmesine neden olabilir.

  • Bilirkişi raporlarındaki çelişkiler: Aynı dosya için farklı bilirkişi heyetlerinin farklı değerlendirmeler yapması, davanın sonucunu uzatır.

  • İdarenin kusur kabul etmemesi: Kamu kurumları genellikle kusuru kabul etmez ve dava sonuna kadar direnir.

  • Hasta dosyalarına erişim zorlukları: Hastaneler bazen hasta dosyalarını geç teslim eder veya eksik bilgi sunar.

  • Zararın ispatı: Özellikle manevi zararların somut şekilde ispatlanması oldukça zordur.

Bu sorunlar, hastaların adalet arayışını zorlaştırsa da, deneyimli bir sağlık hukuku avukatının desteğiyle süreç daha kontrollü bir şekilde yürütülebilir.


Malpraktis Nedeniyle Açılan Tazminat Davalarında İçtihatlar

Türkiye’de malpraktis davalarının şekillenmesinde en önemli rolü Danıştay kararları oynamaktadır. Danıştay, yıllar içinde verdiği kararlarla hem idarenin sorumluluğunu hem de tazminatın kapsamını netleştirmiştir.

  • Danıştay Kararları: Kamu hastanelerinde meydana gelen malpraktis olaylarında, idarenin hizmet kusurundan doğrudan sorumlu olduğuna hükmedilmiştir. Örneğin, yanlış ameliyat yapılması nedeniyle ölüme sebebiyet verilen bir olayda Danıştay, idareyi maddi ve manevi tazminat ödemeye mahkûm etmiştir.

  • Yargıtay Kararları: Özel hastanelerde meydana gelen malpraktislerde Yargıtay devreye girer. Burada sorumluluk, hastane ve hekime doğrudan yüklenir.

  • AİHM Kararları: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, yaşam hakkı ve sağlık hakkı bağlamında Türkiye aleyhine verilmiş bazı kararlarda, sağlık hizmetlerindeki yetersizlikleri insan hakları ihlali olarak değerlendirmiştir.

İçtihatlar, benzer davalarda yol gösterici nitelikte olduğundan, dava açacak kişilerin bu kararları bilmesi önemlidir.


Özel Hastanelerde Malpraktis ve İdarenin Sorumluluğu

Özel hastanelerde meydana gelen malpraktis olaylarında sorumluluk, kamu idaresinde olduğu gibi doğrudan devlete yüklenmez. Burada iki farklı durum söz konusudur:

  1. Hastane Sorumluluğu: Özel hastane, çalıştırdığı hekimlerin kusurlarından dolayı işletme kusuru kapsamında sorumludur.

  2. Hekim Sorumluluğu: Eğer hekimin kişisel kusuru varsa, doğrudan hekime karşı da tazminat davası açılabilir.

Ancak özel hastaneler de Sağlık Bakanlığı denetimi altında olduğu için, denetim eksikliği veya mevzuata aykırı uygulamalar söz konusuysa, idareye karşı da sorumluluk gündeme gelebilir.

Örneğin, ruhsatsız bir klinikte yapılan tıbbi işlem nedeniyle hastanın hayatını kaybetmesi durumunda, hem özel hastane hem de Sağlık Bakanlığı sorumlu tutulabilir.


Malpraktis Tazminat Davası Açarken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Malpraktis davaları, ciddi bilgi ve uzmanlık gerektiren davalardır. Bu nedenle dava açmadan önce dikkat edilmesi gereken bazı önemli noktalar vardır:

  • Hukuki destek alın: Sağlık hukuku uzmanı bir avukatla çalışmak, davanın başarısını büyük ölçüde artırır.

  • Belgeler eksiksiz hazırlanmalı: Hasta dosyası, ameliyat raporları, faturalar, tanık beyanları gibi belgeler mutlaka dosyaya eklenmelidir.

  • Süreler takip edilmeli: Başvuru süresi ve dava açma süresi asla kaçırılmamalıdır.

  • Doğru davalı belirlenmeli: Kamu hastanelerinde davalı idare, özel hastanelerde ise hastane ve/veya hekim olmalıdır.

  • Maddi ve manevi tazminat ayrı ayrı talep edilmeli: Hak kaybı yaşamamak için her iki tazminat türü de dava dilekçesinde açıkça belirtilmelidir.

Bu adımların dikkatle izlenmesi, dava sürecinde olası riskleri en aza indirir.


Malpraktis Davası Avukatı Samsun

Malpraktis davaları, hem hukuki hem de toplumsal açıdan büyük önem taşımaktadır. Bir tarafta yaşam hakkı ihlal edilen veya sağlığı zarar gören bireyler, diğer tarafta kamu hizmeti sunan idare ve sağlık çalışanları vardır.

Türkiye’de malpraktis davalarının artması, hasta haklarının daha çok gündeme gelmesini sağlamış, aynı zamanda sağlık çalışanlarını da daha dikkatli olmaya zorlamıştır. Ancak dava süreçlerinin uzunluğu, bilirkişi raporlarındaki çelişkiler ve idarenin kusuru kabul etmemesi gibi sorunlar, mağdurların adalete ulaşmasını zorlaştırmaktadır.

Sonuç olarak, idareye malpraktis nedeniyle tazminat davası açmak mümkündür ve bu davalar, hem hasta haklarının korunmasında hem de sağlık hizmetlerinin kalitesinin artırılmasında önemli bir rol oynamaktadır.


Malpraktis Nedeniyle Tazminat Davası Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

  1. Malpraktis davalarında zamanaşımı süresi ne kadardır?

Malpraktis davalarında genel olarak 1 yıl içinde idareye başvurulmalı ve en geç 5 yıl içinde dava açılmalıdır. Ancak ölüm gibi ağır sonuçlarda bu süre daha uzun olabilir.

  1. Malpraktis nedeniyle sadece maddi tazminat mı talep edilir?

Hayır. Hem maddi hem de manevi tazminat talep edilebilir. Manevi tazminat, hastanın ve yakınlarının yaşadığı acıyı gidermeyi amaçlar.

  1. Kamu hastanelerinde yaşanan malpraktislerde doğrudan hekime dava açılabilir mi?

Hayır. Kamu görevlileri hakkında doğrudan dava açılamaz. Öncelikle idare sorumludur. Daha sonra idare, hekime rücu edebilir.

  1. Malpraktis davası için avukat tutmak zorunlu mudur?

Zorunlu değildir ancak sağlık hukuku karmaşık bir alan olduğu için uzman bir avukatla çalışmak sürecin başarı şansını artırır.

  1. Malpraktis nedeniyle ceza davası da açılabilir mi?

Evet. Tıbbi hata nedeniyle ölüm veya yaralanma meydana gelmişse, hekime karşı ceza davası da açılabilir. Bu durum tazminat davasından bağımsızdır.

Doktor hatası malpraktis tazminat davası, malpraktis nedir, doktor hatası nedir, tıbbi malpraktis davası, doktor hatası nedeniyle tazminat, malpraktis tazminat davası nasıl açılır, doktor hatası maddi tazminat, doktor hatası manevi tazminat, malpraktis dava şartları, tıbbi hata ispat, malpraktis bilirkişi raporu, doktor hatası zamanaşımı, malpraktis görevli mahkeme, malpraktis hasta hakları, malpraktis Yargıtay kararları, İdareye malpraktis nedeniyle tazminat davası, idarenin hizmet kusuru malpraktis, kamu hastanesinde doktor hatası davası, idareye karşı malpraktis davası, tam yargı davası malpraktis, idari yargıda malpraktis tazminatı, idare aleyhine tıbbi malpraktis, kamu hastanesi doktor hatası tazminat, idareye karşı maddi tazminat davası, idareye karşı manevi tazminat davası, malpraktis hizmet kusuru nedir, idari yargı malpraktis dava şartları, malpraktis tam yargı davası süresi, idareye başvuru zorunluluğu malpraktis, samsun malpraktis davası avukatı, samsun malpraktis avukatı, malpraktis davası avukatı samsun, malpraktis avukatı samsun, samsun avukat, samsun hukuk bürosu
Samsun malpraktis avukatı

samsun avukat, samsun hukuk bürosu, samsun malpraktis avukatı, samsun malpraktis davası avukatı, malpraktis davası avukatı samsun, malpraktis avukatı samsun, samsun tazminat avukatı

samsun avukat, samsun hukuk bürosu, samsun malpraktis avukatı, samsun malpraktis davası avukatı, malpraktis davası avukatı samsun, malpraktis avukatı samsun, samsun tazminat avukatı

İlgili Yazılar

Yorumlar

Fikirlerinizi Paylaşınİlk yorumu siz yazın.
Samsun ceza avukatı, Samsun boşanma avukatı, Samsun iş davası avukatı, Samsun avukat, Samsun tapu davası avukatı,Samsun ceza avukatı, Samsun boşanma avukatı, Samsun iş davası avukatı, Samsun avukat, Samsun tapu davası avukatı,Samsun ceza avukatı, Samsun boşanma avukatı, Samsun iş davası avukatı, Samsun avukat, Samsun tapu davası avukatı,Samsun ceza avukatı, Samsun boşanma avukatı, Samsun iş davası avukatı, Samsun avukat, Samsun tapu davası avukatı,Samsun ceza avukatı, Samsun boşanma avukatı, Samsun iş davası avukatı, Samsun avukat, Samsun tapu davası avukatı,Samsun ceza avukatı, Samsun boşanma avukatı, Samsun iş davası avukatı, Samsun avukat, Samsun tapu davası avukatı,Samsun ceza avukatı, Samsun boşanma avukatı, Samsun iş davası avukatı, Samsun avukat, Samsun tapu davası avukatı,Samsun ceza avukatı, Samsun boşanma avukatı, Samsun iş davası avukatı, Samsun avukat, Samsun tapu davası avukatıSamsun ceza avukatı, Samsun boşanma avukatı, Samsun iş davası avukatı, Samsun avukat, Samsun tapu davası avukatı
000

                            Bu web sitesi ve içindeki bilgiler, Türkiye Barolar Birliği'nin Meslek Kurallarına ve Avukatlık Reklam Yasağı Yönetmeliği'ne uygun şekilde tasarlanmıştır. Sitenin kendisi, logosu ve içeriği, reklam iş geliştirme ve benzeri amaçlar için kullanılamaz. Bu web sitesine link yaratmak yasaktır. Web sitemizde yer alan bilgiler hukuki mütalaa veya tavsiye değildir.
www.alyuzkanberhukuk.com      

©2024 Avukat Taha Alyüz

bottom of page